Yarınlarımız için: Pandemide Uzaktan Eğitim

Uzaktan Eğitim

Tüm dünyada alışkanlıklar baştan yazılıyor. Pek çoğumuz için konfor alanı olan evimiz, pandemiyle beraber, iş yeri, spor salonu, sinema, restoran, dinlenme alanı gibi farklı pek çok amaç için yeniden düzenlendi. Biz bu sürece uyum sağlamaya çalışırken çocuklarımız bu düzenin içine doğdular. Bütün derslerini, ek derslerini ve ödevlerini bunlara ayrılmış alanlarda yapmaya alışkın çocuklar için de yeniden bir düzen kurulması gerekti. Bu krizde, yüz yüze yapılan ders ve aktivitelerin aynı süre ve biçimleriyle çevrimiçi ortamlara taşınması ne kadar mantıklı?  Yeni düzenimiz içinde çocukların verimi ve mutluluğu için gerekli düzenlemelerin ne kadarını yapabildik? Hatta bu soruları daha uzun vadeli ele almamız gerekirse, biz yetişkinler olarak gelecek nesiller için daha iyi bir dünya ve onlara kendi mutluluklarını iyi alışkanlıklarla yaratma sorumluluğunun ne kadarını yerine getirdik?

Çok çalışmak yerine doğru ve etkili çalışmak,

Yaş grupları dikkate alınarak, kırk dakika süren dersler özellikle çevrimiçi ortamda büyük bir yatırım, özveri ve performans isteyebiliyor. Öğrencilerin, yaşları ile çelişen, uzun uzun hareketsiz oturma süreleri boyunca  dikkatlerini aynı düzeyde tutamadıkları bir gerçek. İlkokul çağındaki bir çocuğu değişik uyaranlardan soyutlayıp dikkatinin en yüksekte olduğu sırada öğretmek  sadece öğrenciler için değil öğretmenler ve veliler içinde pek çok avantaj sağlayacaktır. Çevrimiçi derslere eklenen bazı yazılımlarla beraber çocukların, dikkat toplama süreleri, ilgilerini çeken çalışma biçimleri, dikkatlerini dağıtan konu ve öğeleri tamamen analiz edebilir ve verilere dökerek inceleyebiliriz. Bu sayede hazırlanacak kaynak havuzundan çocuğun pedagojik gelişimine uygun süre ve materyali seçerek, stresli ve uzun ders saatleri yerine, keyifli, potansiyeline uygun akılcı çalışma sistemleri getirebiliriz.  Toplanan veriler kullanarak hazırlanan yeni müfredatlar sayesinde öğrenciyi kendini tanıması ve yönetebilme becerisi sağlayacak şekilde yönlendirebiliriz.

Dengeli çocukluk, dengeli yetişkinlik,

Eskilerin dediği gibi “öğrenmenin yaşı yoktur.” Aslında önemli olan nasıl öğreneceğini bilmektir. Çevrimiçi imkânların çoğalttığı serbest öğrenme yöntemleri ile bütün nesillerden daha fazla kaynağa ulaşma olanağımız  var. Uzman eğitimcilerin yardımıyla bu imkânların sıralı ve programlı bir şekilde sunulmasının artıracağı verimi göz ardı edemeyiz. Öğrenmeyi  standartlaşmış okul-etüt-dershane üçgeninden çıkarıp önce “öğrenmeyi” öğretebilirsek, kazandıkları bu beceri ömür boyu onlara hizmet edecektir. Klasikleşmiş öğrenme biçimi yerine daha verimli öğrenme biçimlerine adapte olan çocuklar ileride, içinde bulunduğumuz pandemi bittikten sonra  derslerini tamamlamak için okuldan evlerine döndükleri zaman, edindikleri bu alışkanlıklar sayesinde kendilerini daha fazla geliştirebilir ve daha fazla öğrenebilirler. Daha iyi öğrenen  çocuklar böylece gereksiz bıkkınlıkları azaldıkça, öğrenme, eğlenme, dinlenme arasındaki dengeyi kurup daha özgüvenli, mutlu ve başarılı bireyler olma yolunda adım atabilirler. Ayrıca, ilerideki çalışma hayatlarında nasıl mutlu olacaklarını erken yaşta keşfettikleri için kariyer ve hayat tercihlerini yaparken buna göre adımlarlar atabilir, fiziksel olarak işe gitme zorunluluğu olmayan alanlara yönelme özgürlüğüne sahip olabilirler.

Elmalar, armutlar ve bireysel yolculuklar,

Her birey, farklı ihtiyaçlar ve bunlara bağlı farklı çözümlerle hedeflerine ulaşır. Yaş gruplarına, sosyal düzenlerine ve ilgi alanlarına bağlı olarak farklı algılama, öğrenme ve davranış biçimine sahip olan çocuklar, öğretmenlerin kişisel gözlemlerine dayanarak farklı alanları yönlendiriyorlar. İyi gözlemleyebilen ve bunu hayata dökebilen öğretmenler sayesinde pek çok çocuğun yetişkinlik hayatı daha verimli hale geliyor. Çevrimiçi derslerde öğretmenlerin karşısındaki yirmi küsür kutucuğu ders anlatımıyla eş zamanlı gözlemleyerek yönlendirmesi  her zamankinden daha zor görünüyor. SeeMetrix uygulamamızın başarıyla okuyup veriye döktüğü, yüz mimik, ifade, göz bebeği okumaları gibi analizler sayesinde hem hiçbir şeyi gözden kaçırmamış  hem de eğitimcilerin ve eğitim kurumlarının işlerini kolaylaştırmış oluruz. Çocukların farklı ihtiyaçlarının belirli standartlarla gözlemlenip kağıda döküldüğü ve farklı öğrenme metotlarının geliştirildiği bir eğitim kurumunda, hayatlarına daha etkili bir şekilde dokunabileceğimiz bir eğitim sunabiliriz. Yapılan gözlemlerle oluşturulacak olan farklı ders süre, biçim ve materyaliyle çocuklar güçlü yönlerini gösterebilir ve bunları yönetmeyi öğrenebilir. Hem sonsuz çevrimiçi kaynaklar hem de değişen iş biçimleri göz önüne alındığında aslında çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediye kemikleşmiş öğrenme biçimlerini geliştirerek onlara kendilerini gerçekleştirebilecekleri imkanlar sunmak olacaktır.

Paylaş:

İlgili Gönderiler

Bir Cevap Yazın