İkinci dalga küreselleşme ile birlikte ülkeler, surlarını indirdiler. Surların korumaktan ziyade kısıtladığı, mikro dünyalar yarattığı Endüstri Devrimini hazırlayan süreçte fark edilmişti çünkü. Fakat, üzerlerinde her gün kımıl kımıl yaşayan, devinen milyonlarca hayat, hepsi düzenin sorunsuz işlemesi ile vazifeli bir yığın kurum ile ülkeleri canlı organizmalara benzetecek olursak, duvarların yıkılmış, tabir yerindeyse, koruyucu giysinin çıkarılmış oluşu güvenliğe olan ihtiyacın azaldığı anlamına gelmiyor. Bir diğer deyişle, değişen ihtiyacın kendisi değil, biçimi ve boyutu. Başarılı inovasyonun hammaddesi ise, ihtiyacın evrimini gözlemlemek ve bu evrimin bir sonraki halkasını üretmeye çabalamaktır. Bu gözlemin yapılabilmesi ise, büyük oranda inovatörün sektördeki geçmişi ve deneyimiyle ilgilidir.

Korunma ihtiyacının evrimi üzerinden gidecek olursak, ülkeler arası ticari ve kültürel işbirliklerinin küresel ekonominin ana arteri vazifesi gördüğü modern çağda, temkinin daha az belirgin, güvenliğin ise suçluluk şüphesi ve iması barındırmayan formları makbul. Bir diğer deyişle, güvenlik tuğla değil veri marifetiyle sağlanmalı. Özellikle Türkiye gibi, turizmin ekonominin sac ayaklarından biri olduğu ülkelerde, hem misafirler hoş karşılanabilmeli, hem de yerel halkın ve turistlerin güvenliğini tehdit eden unsurlar, paniğe mahal vermeden saf dışı bırakılmalı. Bu yüzden kişisel veriden beslenen sistemler, yalnızca dışarıdan gelen tehditlere dair endişe duyulduğu izlenimini veren ve zenofobik görünen geleneksel sistemlerden daha sağlıklı ve verimli fakat söz konusu verimin maksimize edilebilmesi ‘karşı inovasyon’ hamlelerine dair farkındalık gerektiriyor. Yaygın fikrin aksine, inovasyon yalnız sektörel bir tabir değil. Etrafımızda gördüğümüz hemen her şey ve her konsept, inovasyona tabi, buna ebeveynlik, arkadaşlık ve kaçınılmaz biçimde, suç dahil. Kişisel verilerin çalınabildiği ve taklit edilebildiği bir çağda yaşayan bizler, inovatif suçlara karşı inovatif önlemler almak durumundayız. Bu da, güvenlik parametrelerini yeniden düşünmeyi; değiştirilemez ve çalınamaz olanı esas almayı zorunlu kılıyor. Bu farkındalık, Papilon’u biyometrik sistemler üzerine yoğunlaşmaya iten temel unsur denebilir.

APFIS, kodlanmış parmak ve avuç izi görüntülerini RAM’de tutarak, eşleşmeleri veri setindeki girdi artışından bağımsız olarak dört saniye içerisinde listeler. Bu sektör ortalamasının yaklaşık on katına tekabül eden bir hızdır. Bu hıza katkı sağlayan bir diğer etken, Papilon APFIS’in yapılan sorguları kuyruk metoduna başvurmak yerine  eşleyicilere dağıtmasıdır. Bu özellik, yüzlerce uçbirim ve anlık kişi teşhisi ünitelerinden gelen tüm sorguların gecikme olmaksızın yürütülebilmesini sağlar. Bu eşleyicileri üçüncü bir göz yahut akciğer olarak düşünmek mümkün.

APFIS’in sunduğu bütünlük ve homeostasi yalnızca cihaz kalitesi ve hız için geçerli değil. RAM’de tutulan kodlanmış izlere ek olarak APFIS, diske kaydedilmiş demografik, kişisel bilgi, ve fotoğraf veri setlerinden parmak ve/ya avuç izi sorgulanan kişiye ait tüm verileri çekerek anlamlı bir bütün olarak sunar. Bu durum, örtüşen parmak izlerini olay bağlamında değerlendirmeyi kolaylaştırır ve kişiyi ilgili birimlere tüm yönleri ile tanıtır. Söz konusu veri setleri kategorilere ayrılmış olduğundan APFIS’in tüm bu verileri ilgili kaynaklardan alarak bir araya getirmesi zaman almaz. Bu sistem, APFIS’i mahir bir kütüphaneci, ne aradığını bilen bir bilgin ve üstün bir kataloglama sistemine sahip bir kütüphanenin toplamına eşdeğer kılar.

APFIS yoluyla biz, yeni nesil güvenlik çözümlerinin hızlı, yenilenebilir ve hızla değişen sosyal yapıyla örtüşebilir, kişiselleştirilebilir ve genişletilebilir olması gerektiğine dair kendi inancımızı ortaya koyuyoruz. Korku yerine yaşamın ve zamanın deviniminin vurgulandığı sistemimiz, biyometri bazlı güvenliğin yabancı ve kuşku uyandıran bir unsur değil, yaşamın doğal bir parçası olarak kurulması ve kullanılması amaçlanarak üretildi. Bu tasarımsal öngörü, zaman ilerledikçe geri yahut yetersiz kalma tehlikelerine karşı APFIS’i koruyor. APFIS deneyim ve bilginin, öğrenme alışkanlığı ve yenilenmenin birbirinden bağımsız olmadığının ayırdında olan bir ekipçe üretildi. Bu durum, fiziksel kuvvetin yerini bilgi, gözlem ve üretimin aldığı bu çağda APFIS’i daima güncel, tedirginliği önleyecek düzeyde saydam ve güvenilir kılıyor. Papilon APFIS bir inovasyon biyografisi, bir sonraki yazıda ise, tümevarımsal bir yaklaşımla, bu yazıda formülize edilen prensiplerin ve inovasyonun tarihine ve bu tarihten öğrenilenlere yoğunlaşacağız.