Yalnız hürriyet uğruna…

Papilon 29 Ekim

Doksan yedi yıl önce bugün, bir halk kaderinin iplerini eline aldı ve o güne değin örülmüş tüm ağların her bir düğümünü ve ilmeğini çözerek öyküsünü baştan yazdı. Fakat kendi kaderini inşa etme cüretinin, olmazı oldurma azminin bedeli ağırdı. I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı beş yüz bin küsur askerin ve toplamda iki milyon insanın canına mâl oldu. Bu fedakarlığın karşılığı yalnız değişen bir rejim ve yıkıntılarından inşa edilecek bir devlet değildi. Söz konusu rejimi değiştirecek iradeyi, halkın egemen olduğu bir anlayışı, Cumhuriyetin tüm kurumlarını, sunduğu tüm fırsatları, anadilin hala konuşabildiğimiz tüm kelimelerini, milli kimliğimizi, açılan her bir yolu ve o yolda ilerlemek üzere atılan her bir adımı da özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz iki milyon cana borçluyuz. Bu yüzden Türkiye’nin yerli teknoloji üreticilerinden biri olarak biz, “bizim” diye bildiğimiz her bir sistem, sahiplendiğimiz her bir atılım, küresel pazarda faaliyet gösterme cesareti ve bizim teknolojilerimizi bizim için üreten, bizim yetiştirdiğimiz genç zihinler için de yitirilen iki milyon cana borçlu olduğumuzu biliyoruz. Çünkü hürriyet yalnız toprak ve bayrak demek değildir. Kendi memleketinde, kendi bayrağının gölgesinde yaşamanın verdiği tüm özgüven ve kuvvet, o kuvvetin başardığı her bir iş, o kuvveti ve hürriyeti ebedi kılmak için gösterilen her bir çaba da bizzat hürriyete dahildir. Hürriyet yaşamanın bizzat kendisi olduğundan Mustafa Kemal Paşa “Ya İstiklal, ya ölüm!” demiş ve Necati Cumalı “Yalnız senin uğruna ölür insan/Yarası acımadan.” diyerek özgürlüğün cana bedel tek değer olduğunu göstermiştir. Aynı düşünce ve ruhla halkımızın Cumhuriyet Bayramını kutlar, hürriyet için verilen canlara değer olabilmek adına canla başla çalışacağımıza söz veririz. Nice hür zamanlara…

Paylaş:

İlgili Gönderiler

Bir Cevap Yazın